30 Nisan 2008 Çarşamba

SeVGi eMeK iSTeR

Seninim işte alıp götürsene beni...


Selvi boylum, Al Yazmalım
İlyas: elimi uzatsam benimle gelir mi?
Asya: seninim işte alıp götürsene beni...

***Bu da 09 Mayis'a yaklasirken bunlari anlayacak birilerine gitsin bakalim...Anlayamasa da ...:)

29 Nisan 2008 Salı

"Küçük Gün Işığım" isimli filmden ....


Gerçek kaybeden kazanmayan değildir.
Gerçek kaybeden; kaybetmekten o kadar korkar ki kazanmayı denemez bile.
Alan Arkin

If at first you don't succeed .....




- ask for advice
- give up
- have a cup of coffee
- leave it until tomorrow
- pay someone else to do it for you
- try, try again

Which one is going to be your choice ....??

I'd like have a cup of coffee...I'll never able to do it ...

28 Nisan 2008 Pazartesi

é doce morrer no mar

Buyuk bir oyun yasamak dedigin, Beni ya sevmeli ya oldurmeli ....

**Bu yazi ustteki video esliginde dinlenerek yazildi, oyle okunmasi tavsiye olunur :)

Cok seyler gecti hayatimdan, hayatimdan cok seyler gecti. Gozlerimi kapattigimda Aklima 'Saturno Contra'dan sahneler geliyor ...Cok guzel dostlarim var etrafimda..Hep oyle olmasini istedim.... Kendimi Davide gibi hissetmistim o filmde ...Ucurumun kenarina kadar gelen sevdigi icin ama yapamayan ...Sonra en son sahnedeki tenis oynama sahnesinde hepsinin birlikte ne kadar guzel bir dostlugun icinde olduklarini aslinda ....Ve ardindan gelen konusma ....Etrafimda hep bu dostlarimin olmasini istedim ....Benim icin o kadar onemliler ki hepsi ... Geldigimden beri hic beni aramaktan sormaktan cekinmeyen, hep arkamda ellerini hissettigim dostlarim. Insan evinden kilometrelerce uzakta nedense en yakininda baska bir el olsa bile evinden, topragindan bir ses, bir el ariyor, beni hala seven birileri var, demek istiyor... Burda butun arkadaslarimin, dostlarimin mevsimlerini kacirirken baskalarini da ekledim hayatima ...Yeni dostlari, yeni elleri, yeni birilerinin mevsimlerini...Bu defaki sanki hep bildigim biriydi sadece cok uzaklardaydi...En basindan beri hayatima bir isik gibi girdi...Onu ilk gordugum an, sonrasinda yasananlar...Londra'nin tum havasi onunla cekilirdi. Bunlar sizin biraz olsun ayakta kalmanizi saglayan seyler oluyor. O kadar duygusalim ki bazen ...Ne kadar tutkuluyum, aska tutkuluyum, muzige tutkuluyum, hayatimdan cikardiklarima cikaramadiklarima tutkuluyum... Kendim icin yeni bir seyler yapmaya, kendimi mutlu etmeye karar verdim. Hayatima bana benim kadar yakin olan birini aldim...Farkli bir sehirden, farkli bir irktan, ayni muzigi dinledigim, ayni damak tadina sahip oldugum, karsimda aglamaktan dahi cekinmeyen kucuk bir cocuk...Simdi onu yalniz birakiyorum, biliyorum ki yalniz kalmasi gerek guclenmesi icin, birakirken icimde olen ciceklerin farkina varmadi. O bana aglayarak arkamdan el sallerken, heyyy dedim kendime sen bu kadar guclu musun gercekten ya ...Bu cocugu boyle aglayarak birakabiliyorsun...Yapmak zorunda olmak ...........Oyle guclu durdum ki bu sefer ben bile sasirdim.

Bir kus gordum yalnizca onunla o her zaman yurudugumuz yolda yururken..Sanirim cok hastaydi ruzgardan ve soguktan siginmisti kucucuk bir yere...Icim acidi ...
-Cok hasta sanirim; dedi yanimdaki kucuk cocuk bana...
-Belki dedim, o da bir yerden gocmustur ...Bu havalar iyi gelmemistir ona ...;
-Belki; dedi ...

Aslinda burada ilkbaharda bitti, yaz geldi sayilir her ne kadar soguk olsa da ...Bugun benim icimde ise gunese kanip acan sonra bir yagmurla yere dokulen ilkbahar cicekleri gibi bir kiriklik var. Hep birilerine hoscakal demek zorunda kaldim ben ....Oysa sadece merhaba demek istemistim ....


Deli Kızın Türküsü
Gülten Akın
Sana büyük caddelerin birinde rastlasam
Elimi uzatsam tutsam götürsem
Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
Anlasan Elimi uzatsam tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki
Başlar biter kendi kendine o türkü
Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur geceleyin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli
Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek yan Gitti giden


Bu sirri hayatima katan canim dostum Aytul'e kucak dolusu sevgiler ....

7 Mart 2008 Cuma

Londra Yuruyusleri


Dun hayatim boyunca unutamayacagim bir gundu benim icin. Turk Restaurantina gittik. Cok guzel bir yemek ardindan bir Turk kahvesi. Yan masamizda cok tatli bir cift vardi. Bir on sene sonra oyle olmak istedigimi farkettim. O kadar sicak ve sevgi dolu bakmak birinin gozlerinin icine ...Londra'daki cogu yasli insanin bana yasama sevinci verdigini soyleyebilirim nedeni ise sanirim ekseriyetle kendi islerini kendilerinin yapmalari konusundaki israrlari,buna bagli olarak hayata sarilmalari dort elle, buradaki insanlar yaslilara inanilmaz saygili benim gozlemledigim kadariyla su dort aydir....Covent Garden'dan Waterloo Koprusu'nu gecerek epey bir yuruduk. Adim basi sokakta muzik yapan insanlar, mutlu olmamak icin gercekten ciddi bir sorununuz olmasi gerekir bu sehirde ve evde kalmiyor olmaniz surekli... Manzara inanilmazdi. Icim kipir kipirdi. Sonra bir yerde oturup bir seyler ictik. Ben yeni hastaliktan kalkmanin ve hala antibiyotik kullanmanin etkisi ile sadece su icebildim. Hayir zaten boyle zamanlarda icindeki enerjiye bir suyla sakinlestirmek zor oluyor sadece. Disarida saksafon calan adami oylece dinlerken ve sesini duymadan sadece calis tarzina bakarak ne kadar icten oldugunu dusundum ve benim de ayni o adam gibi, o adamin saksafonu calisi gibi hayata karsi ne kadar tutkulu ve samimi oldugumu dusundum. Butun hayatim gozlerimin onunden gecti. Hani insan bazen zamani durdurabilmek ister ya. Cok sansli oldugumu dusundum, cok guzel bir hayat yasadigimi. Gozlerim doldu yine...Film festivali baslamis, elimde katalog film secerken bu filmleri bu sene Londra'da seyredecegim dusuncesi, biraz sonra insanlarin gitmek ve gormek icin can attigi Tate Gallery'nin onunden gecmek ve crack hakkinda olasi bir sohbete maruz kalmak, kendimizce yorumlamak, bir resmin onunde yarim saat durup nereydeyse aglamak uzere oldugumu anlatirken - Kimin resmiydi?- sorusuna ancak sessiz kalmak ve ardindan kahkahalarla gulmek. O resim ki sadece bordo bir zemin uzerine bana gore bir pencere golgesi verilmis. Bir odanin icinde yaklasik on tane, uc asagi bes yukari ayni resim var. Bana hayata acilmis pencereleri animsattilar ve cidden cok begendim ve hala hatirlamiyorum kime ait oldugunu, isin ironisi, bakip bakmadigimi hali hazirda hatirlamiyor olmam.
Thames Nehri'nin kenarindan yuruyup London Bridge'e dogru Waterloo taraflarinda butun agaclari mavi kucuk isiklarla aydinlatmislar. Bir filmin icinde yuruyor gibi oluyorsunuz. Dun cok guzel bir gundu, benim hayatima ait bir filmin en iyi 'goruntu' odulunu alacak kadar guzel ve ictendi. Sansli hissettim her seye bu kadar yakin ve uzak olma konusunda kendimi.

07/03/2008