28 Kasım 2010 Pazar

Meyve ağaçtan zamanında toplanmadığı vakit, yapraklarından sıyrılıp, güneşten veyahut rüzgardan harap olduğundan hızlıca yere düşer... Diğer düşmüşlerin yanına... O vakit yerden alıp o meyveyi yemek lazımsa da, insanoğlu nankördür ya, daldaki tazelere kayar hep gözü ...Daldaki tazeyi koparırsa, ondan daha zevk alacağını düşünür. Oysa yerde düşmüş olan da bir zaman "taze" değil miydi ki? Aynı ağacın iki ayrı meyvesi olsan, sen çok güneşle fazladan olgunlaşmışken, ben arkada kalmış gölgenden faydalanıp, ziyadesiyle taze, hatta ekşi kaldıysam, elbet bir insanoğlu beni gelip dalımdan ayırana dek aynı tahribatlara maruz kalıp, geç kalındığında bir gün ben de düşmeyecek miyim toprağa ...

Hikaye tam da burada başlayıp bitiyor aslında... Meyve zamanında koparıldığında güzeldir, ne çok tazeyken dalında, ne de düşmüş, toprağa karışmaya yüz tuttuğunda...

Her vaka yaşandığı anda güzel, zaman geçtiğinde ide sadece tarihte kalan güzel bir anı , her an yaşandığı anda güzel, bir saniye sonrasında değil...Toprağa düşmüş meyveyi kaldırıp yeniden dalına asamayacağın gibi, yaşadığın hiç bir anı geri getirip yeniden yaşayamazsın. O anda saklıdır her şey ...O yüzden tüm felsefe bu olmalı yaşantıda belki de ...Anı yaşamak ...Sır; o anı layıkıyla o anda yaşamakta ...


Müge ALEV 28 Kasım 2010, Pazar