17 Ağustos 2016 Çarşamba

YEŞİLE GEÇİT

Saat beşte ey güneşsizlik 
 Seninle birlikteyim seninle 
 Bir koşuyu paylaşıyorum 
 Seninle bir dirimi yaşıyorum 
 Yerde ve gökte
 Savaşta ve barışta 
 Uykulu ve güneşli 
 Bir sabah gibi 
 Ey bilmediğim bir yerde başaklanan buğday
 Sana yaraşıyorum

  Turgut UYAR

29 Temmuz 2016 Cuma

"Birlikte uçup giderlerdi de gitmesine, geri dönen hep yalnızlık olurdu...Zamansız... Sesim sesine çarptığından beri... Gördükten sonra gözlerindeki feri, zaman da benimle artık, bizimle... Yalnızlık eksiltir hep insanı, biz çoğalmaktayız ..." Anonim

28 Kasım 2010 Pazar

Meyve ağaçtan zamanında toplanmadığı vakit, yapraklarından sıyrılıp, güneşten veyahut rüzgardan harap olduğundan hızlıca yere düşer... Diğer düşmüşlerin yanına... O vakit yerden alıp o meyveyi yemek lazımsa da, insanoğlu nankördür ya, daldaki tazelere kayar hep gözü ...Daldaki tazeyi koparırsa, ondan daha zevk alacağını düşünür. Oysa yerde düşmüş olan da bir zaman "taze" değil miydi ki? Aynı ağacın iki ayrı meyvesi olsan, sen çok güneşle fazladan olgunlaşmışken, ben arkada kalmış gölgenden faydalanıp, ziyadesiyle taze, hatta ekşi kaldıysam, elbet bir insanoğlu beni gelip dalımdan ayırana dek aynı tahribatlara maruz kalıp, geç kalındığında bir gün ben de düşmeyecek miyim toprağa ...

Hikaye tam da burada başlayıp bitiyor aslında... Meyve zamanında koparıldığında güzeldir, ne çok tazeyken dalında, ne de düşmüş, toprağa karışmaya yüz tuttuğunda...

Her vaka yaşandığı anda güzel, zaman geçtiğinde ide sadece tarihte kalan güzel bir anı , her an yaşandığı anda güzel, bir saniye sonrasında değil...Toprağa düşmüş meyveyi kaldırıp yeniden dalına asamayacağın gibi, yaşadığın hiç bir anı geri getirip yeniden yaşayamazsın. O anda saklıdır her şey ...O yüzden tüm felsefe bu olmalı yaşantıda belki de ...Anı yaşamak ...Sır; o anı layıkıyla o anda yaşamakta ...


Müge ALEV 28 Kasım 2010, Pazar

10 Şubat 2010 Çarşamba

Oruç Aruoba 'dan

gözlerin pırıldıyor mu, arada bir
düşleyince beni
orada?

gözlerim kararıyor, arada bir
düşünemeyince seni
burada.

o. a.

Oruç Aruoba - Ol/An -2

yattın mı?
yorgun musun?

biraz kıpırdasan uyumadan önce--
bilemesen
nereye koyacağını ellerini,
biraz oynatsan bileklerini
düşünürken beni
uyuyamadan önce--
bilsen
nasıl özlediğimi ellerini
bileklerini.

***

oruç aruoba - ol/an

Oruç Aruoba - Ol/An

orada
beni düşünüyorsun.
hissettim bunu:
bir şiddetli rüzgar gibi
aşarak tepeleri
geçerek boğazları
ulaştı buraya
geldi dokundu bana
düşünmen beni.

orada
beni düşünüyorsan
hissetmelisin bunu:
bir rengarenk ışın gibi
aşarak tepeleri
geçerek boğazları
ulaşmak oraya
gelip dokunmak istiyor sana
düşünmem seni

***

oruç aruoba - ol/an

20 Ocak 2010 Çarşamba

....cocuklar senin cocukların degil
hayatın ogul ve kızları
seninle beraber ama sana ait degiller
sevgini verebilirsin onlara ama
dusuncelerini degil
cunku onların kendi dusunceleri var
bedenlerini evinde barındırabilirsin ama
ruhlarını degil
cunku ruhları yarının evinde yasar
ve sen o evi ruyalarında bile ziyaret edemezsin
onlar gibi olmak isteyebilirsin ama
onları kendine benzetmeye calısma
cunku hayat geriye gitmez
sen bir yaysın
cocuklar senden ileriye fırlayan
oklar gibi...

Halil Cibran